Dolar ve kurlar neden tırmanıyor?

Erol Karabulut

Dışa dönük sektörlerin ve turizmin son 6 aydan bu yana, Dolar’ın (genelde kurların) hızlı yükselişi ile ilgili kaygıları artarken, yapılan açıklamalar gerçeklikten oldukça uzak.

Kurlar teoride; ülkeler arası ekonomik dengelerin sonucunda oluşuyor ve değişiyor.
Covid 19 sürecinde ekonomisi daralmayan ülke yok. Normalde kurların da stabil seyretmesi gerekir.

Ancak, herkesin tahmin ettiği sosyal ve siyasal nedenlerden, gerginliklerden dolayı, kur üzerinde manüpülatif oynamalar yoğun.

Türkiye’deki ekonomi uzmanlarına göre kur, şu nedenlerden dolayı yükseliyormuş:

Merkez Bankası’nın beklediği düzeyde faiz artırımı yapmaması, artan dış siyasi tansiyon, ABD ve Avrupa ülkeleri ile yaşanan politik çatışmalar ve yaptırım söylemleri, ABD seçimlerinde Türkiye’ye ağır yaptırımlardan yana olan Joe Biden’in kazanma ihtimalinin artması, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in gerekirse Türk F16’larının Azerbaycan semalarında görüleceğini açıklaması, Fransa’ya yapılan boykot çağrısı sonrası Avrupa’ya yapılan ihracatta sıkıntı olabileceği endişesi, Körfez ülkelerinin Türk mallarını boykot etmesi nedeniyle bu ülkelere ihracatın azalması beklentisi, Pandeminin giderek tüm ülkelerde ikinci dalga olarak adlandırılan yükselişi, Merkez Bankası’nın geçtiğimiz 1 yılda brüt döviz rezervlerinin yüzde 47 azalmayla 42 milyar dolara inmesi. Cari açığın yapısal olarak devam etmesi nedeniyle rezervlerdeki erimenin devam edeceği beklentisi, Özel sektörün yurtdışında aldığı döviz borçlarının vadesi gelen tutarının önümüzdeki 2 ayda 10.6 ve 1 yılda 42 milyar Dolar olması, Akdeniz’de suların ısınması, vs, vs…

Kuru yükselten reel sebep ne?

Bizce reel gerçek şu: TCMB’nin Sektör Bilançoları’ndan da okunacağı gibi tüm sektörlerin uzun zamandan beri, reel bazda karlılıkları yükselmiyor. Kambiyo işlemlerinde net olarak zarar diyorlar, özellikle turizm sahasında.

Öte yandan vadesi gelmiş döviz borçları birkaç kez yeniden yapılandırılmasına rağmen, taksitleri ödeyecek ciro artışı (Özellikle TL bazlı) sağlanamıyor.

Dışarı açık sektörler, uzun zamandan beri birim satış fiyatlarında, anlamlı bir yükseliş yaşayamıyor.

Açıklar; Teknoloji ve know how gibi yüksek katma değerli ürrün satışlarıyla finanse edilemiyor.

Yine TCMB’nin üretimin dışa bağlılığı konusunda yaptığı analizlere göre; ihracat yapmak için, ithalata bağımlılıkta yapılan iyileşmeler anlamlı hacme ulaşamadı.

Özellikle ihracatta en büyük sektörlerden daha fazla döviz kazandıran ve ithalata bağlılığı % 10’u geçmeyen turizm sektörü, 2016’dan beri güç kaybediyor.

Ezberlemiş teoriye göre; dış ticaret fazlası olmayan bir ülkede, enflasyon ve risk primini düşürmeden, faizler ve kuru aynı anda baskılamanın krizlere yol açar?

Yani enflasyonun sebebi faiz değildir.

Özetle, paraları bize göre değerli olanlar; verimlilik odaklı politikaları uygulayanlardır.

Yoksa kur yükselmesin diye kaybedilen yaklaşık 120 milyar Dolar, faizin yüzde 24 seviyesinden çok hızlı olarak yüzde 8.25’e inmesi ve aynı şekilde yükseltilmeye çalışılması ve yukarıda saydığımız sebepler dönemseldir.

Turizmciler, hizmet sektörü olsa da 50 sektörden bir yılda satın aldıkları 10 milyar dolarlık mal v hizmetlere, sözünü ettiğimiz yapısal sorunun merkezinde bulunmaktadırlar.

Bir cevap yazın