ASLINDA RAKİPSİSİZ
Tartışmasız, turizmde en büyük 10 destanasyon içindeyiz. Bize göre gizli 1’inciyiz. Çünkü, bu başarıyı sadece 3 pazarla sağladık: Kalan 190 ülkeyi de (Resmi) canlandırdık mı, rakipsisiz demektir.
Mesela 2025’te, tesis kapısına gelen 8 milyon Rus, toplamda 28 milyon gece geçirmiş. 9 milyon Alman, toplamda 42 milyon gece geçirmiş. Rus’un % 97’si, Alman’ın % 75’i ve İngiliz’in % 92’si sadece 3 şehirde gecelemiş. Turistik 10 şehir ile topladık mı bu oranlar % 99 dolayında. Kalan 71 şehri de hareketlendirdik mi, Türkiye tam turizm cenneti demektir.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Sivas’ta düzenlenen toplantıda, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından turizmin stratejik sektör ilan edilmesi, Türkiye Turizm Geliştirme Ajansı’nın kurulması ve tanıtım çalışmalarının güçlenmesiyle birlikte Türkiye’nin uluslararası turizmde önemli bir ivme yakaladığını” ifade etmiş. Katılıyoruz. “Dünyada en fazla turist ağırlayan dördüncü ülke konumuna geldik. Türkiye artık turizmde süper lig oyuncusu. Bu başarı ülkemizin ekonomisi, istihdamı ve refahı açısından son derece kıymetli.” Kantitatif tespitide son derece kıymetli…
Pazar çeşitliliği ve destinasyon yaygınlığı sağlanabilirse, Türkiye’nin dünya liderliği potansiyeli tartışılmaz. Yani sorun turist sayısı değil; turizmin mekânsal ve pazar bazında yoğunlaşması.
Aynı başarıyı 81 ile yayabilir, yeni kaynak pazarlarda da benzer ivmeyi yakalayabilirsek Türkiye’nin turizmde ulaşacağı nokta ne olur?
Bence Türkiye’nin gerçek rekabet avantajı tam da burada yatıyor. Sayıları artırmaktan çok, turizmi ülke geneline ve daha fazla pazara yayabilmek…
İşte bizi dünya turizminde farklılaştıracak asıl sıçrama budur.
