Pandemi sürecinde turizmin ekonomik ağırlığı ne oldu?

Erol Karabulut

Bir ülkenin, belirli bir dönemde, elde ettiği döviz gelirleri ve harcadığı döviz giderleri, ödemeler bilançosuna kaydedilmektedir. Ödemeler bilançosu, cari işlemler ve finans hesabı olmak üzere, başlıca iki bölümden oluşmaktadır.

Cari açığın, borç yaratmayan dış kaynaklarla finanse edildiğinde sürdürülebilir; borç yaratan, özellikle de kısa vadeli dış borçlarla ve resmi rezervlerle finanse edildiğindeyse, sürdürülemez olduğu kabul edilmektedir. Yüksek cari açık yaşanan ülke ekonomilerinin, krizlere daha açık olduğu kabul edilmektedir.

Türkiye’de cari işlemler açığının en önemli nedeni, dış ticaret açığıdır.

Son yıllarda Türkiye’de üretim, ithal aramalarına bağımlı hale gelmiştir. Bu durum, ihracat artarken, ithalatın da beraberinde artmasını netice vermektedir. İtahalatı % 70’i ARAMALI’dır.

Öte yandan ENERJİ ithalatındaki artış da dikkate alınmalıdır çünkü cari açıktaki yükün neredeyse tamamı enerji ithalatı gibi duruyor.

Cari açığın bir nedeni de son yıllarda artış gösteren doğrudan yabancı yatırımların ve portföy yatırımlarının kâr transferleridir ki, cari işlemler açığının % 10’u gibidir.

Doğrudan yabancı yatırımlar, cari açığın finansmanında en güvenilir araçlardan birisidir. % 20-25 dolayındadır.

Portföy yatırımları, en küçük bir kriz belirtisinde, ülkeyi hızla terk ederek, ülkede döviz krizine sebep olma potansiyeline sahiptir

Bir hesap kalemi olmayıp, nereden geldiği ve nereye gittiği bilinemeyen dövizler, Net hata ve noksanda toplanır. Bu bilinmezliğin arkasında, turizm gelirleri gibi bazı bilgilerin, anketler yoluyla elde edilmesi ve bu yolla bütün bilgilerin doğru biçimde derlenememesi vardır.
 Son yıllarda Türkiye’de bu hesap da cari açığın finansmanında önemli bir yer tutar.

Öyle ki bazı yıllarda cari açığın % 15 ila % 30’una ulaşabilmektedir.

Eğer ülkenin cari açığı, diğer hesaplarla kapatılamıyorsa; o zaman rezerv varlıklardan yeme zorundadır: Döviz, altın ve IMF nezdindeki özel çekme hakları ve resmi rezervler.
Ancak bu hesabın sıkça kullanılması krizlere karşı Merkez Bankasının elindeki en önemli güvenceyi zayıflatır.

O zaman turizmin önemi ne?

Pandemi sürecinde de gördük ki turizmin gelir kaybı ekonomiyi doğrudan etkiliyor. Uzun uzun anlatmaya gerek yok:

2020’nin 9 ayında turizmden kaynaklı döviz kaybı yaklaşık 18 milyar Dolar.
Dış ticaret açığı 38 milyar Dolar.
İhracat geliri 15,2 milyar Dolar azaldı.
Hizmetler geliri 19 milyar Dolar dolayında düştü.
Turizm geliri ise18 milyar Dolar düşüşle hizmetler kaybının % 80’i oldu.


Yani pandemide ekonomi kaybederken turizm de kaybetmiştir. Ancak ülkemizin hizmetten döviz gelirlerinin neredeyse tamamının turizmden kaynaklı olması, pandemi sonrasında yeniden düşünülmesi gereken esas konudur.

Turizme neden ihtiyaç var?

Yine uzun uzun anlatmaya gerek yok:

Hazine Finansman Programı 2021 öngörülerine göre; toplam borçlanmanın 618,6 milyar TL olması bekleniyor. (541 milyar TL’sinin iç borçlanma)
Yıl başında toplam borçlanma % 71’lik artışla 357,2 milyar TL açıklandı.

2020 yılında toplam borçlanmanın 467,8 milyar TL olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.
2021 yılında tahvil ihraçları ile yurtdışından 10 milyar Dolar finansman planlandı. 2020 için 9 milyar Dolarlık planlanmış 6,5 milyar doları geçekleşmişti.

2021 yılında, 385 milyar TL anapara, 162,2 milyar TL faiz olmak üzere 547,2 milyar TL tutarında borç ödenecek. (449 milyar TL iç borç, 98,2 milyar TL dış borç)

İşte 30-40 milyar Dolarlık bir turizm geliri, bu tahminlerin tamamını değiştirecektir.

Bir cevap yazın